Çocuğun Sürekli Hastalanması Normal mi? Bilimsel Merakla Bir Yolculuk Çocuklar neden bu kadar sık hastalanır? Bu soru, anne babaların aklında en çok beliren meraklardan biridir. Ben de bir süredir bilimsel araştırmalara göz atıyor, çocuk sağlığı uzmanlarının çalışmalarını inceliyorum. Gelin bu konuyu birlikte sade, anlaşılır ve ilgi çekici bir dille ele alalım. Çünkü bazen en çok korktuğumuz şey aslında oldukça normal olabilir. Çocukların Bağışıklık Sistemi Nasıl Çalışır? Çocuğunuzun sık hastalanması çoğu zaman onun bağışıklık sisteminin eğitim süreciyle ilgilidir. Bilim insanları bağışıklık sistemini bir okul gibi tanımlar. Çocuk büyürken vücudu mikroplarla tanışır, onlara nasıl tepki vereceğini öğrenir. Özellikle 0-6 yaş arasında bu…
6 YorumEtiket: bir
Osmanlı Devam Etseydi Padişah Kim Olurdu? Bir İhtimalin Gölgesinde Yazılmış Hikâye Bir sonbahar akşamıydı. Rüzgâr, Boğaz’ın kıyısında sararmış yaprakları savururken Nihan, eski bir ahşap sandığın kapağını kaldırdı. Sandığın içinden çıkan sararmış belgeler, mektuplar ve mühürlü bir fotoğraf albümüyle birlikte, tarihin nefesi odayı doldurdu. Albümün ilk sayfasında bir cümle yazılıydı: “Eğer Osmanlı yıkılmasaydı, kim başa geçerdi?” Geçmişin Hayaleti: Bir İhtimalin Hikayesi Nihan tarih öğretmeniydi. Ama tarih onun için sadece ezberlenecek bilgi değil, hissedilecek bir duyguydu. O akşam, yanında oturan Emir’e döndü. Emir mühendis kökenli, rasyonel düşünen bir adamdı. Olaylara stratejik bakar, duygulara yer vermezdi. “Emir,” dedi Nihan, “hiç düşündün mü, Osmanlı…
10 YorumGüreş Türk Sporu mu? Ekonomik Dinamikler ve Kültürel Sermaye Üzerine Bir Analiz Bir Ekonomistin Gözünden: Kaynakların Sınırlılığı ve Kültürün Ekonomik Değeri Bir ekonomist olarak her şeyin özünde bir “kaynak yönetimi” olduğunu düşünürüm. İnsan emeği, zaman, sermaye ve hatta kültür—hepsi sınırlıdır. Dolayısıyla hangi alanlara yatırım yaptığımız, hangi değerleri koruyup hangilerini dönüştürdüğümüz, ekonomik tercihlerin doğrudan bir yansımasıdır. Bu bağlamda, “Güreş Türk sporu mu?” sorusu sadece tarihsel bir merak değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel sermayenin nasıl yönetildiğine dair bir tartışmadır. Ekonomi bilimi bize şunu öğretir: bir toplumun değer verdiği şey, o toplumun kaynak tahsisini belirler. Türkiye’de güreş, sadece bir spor değil; hem…
6 YorumKırık Kangren Olur mu? Gerçeklerden ve İnsan Hikâyelerinden Çıkan Dersler Herkese merhaba! Bugün, bazılarımızın belki de ilk kez duyacağı bir soruya derinlemesine bakacağız: Kırık kangren olur mu? Bu soru ilk bakışta basit gibi görünse de, aslında kırıkların insan vücudu üzerindeki etkilerini ve tedavi sürecinin ne kadar karmaşık olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor. Hadi gelin, tıbbın sınırlarını zorlayan ve hepimizi derinden etkileyen bu konuda neler keşfedeceğimize birlikte bakalım. Kırıklar, hemen hemen herkesin hayatının bir noktasında karşılaştığı durumlar. Ancak kırıkların sonucu kangren gibi ciddi bir duruma dönüşebilir mi? İşte gerçeklerden ve insan hikâyelerinden yola çıkarak bu soruyu daha derinlemesine inceleyeceğiz. Kırıklar ve Kangren:…
6 YorumEmek Partisi Kurucuları Kimlerdir? Bir Psikoloğun Gözünden İnsan ve İdealin Kesişimi Bir psikolog olarak, insanların neden bir araya geldiğini, neden mücadele ettiğini ve neden ortak bir amaç uğruna kimliklerini yeniden tanımladıklarını merak ederim. Bu merak, beni yalnızca bireysel davranışlara değil, aynı zamanda kolektif eylemlere de yönlendirir. Emek Partisi’nin kuruluş hikayesi, tam da bu kolektif psikolojinin güçlü bir örneğidir. Çünkü burada yalnızca politik bir hareket değil, insan ruhunun adalet, eşitlik ve anlam arayışının dışavurumu vardır. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Düşüncenin Örgütlenmesi Emek Partisi kurucuları arasında Abdullah Levent Tüzel, Sema Uçar, Ali Korkmaz, Yücel Demirer ve birçok emek yanlısı aydın ve sendika temsilcisi…
10 YorumDünya Güneş Günü ne zaman? Kökeni, anlamı ve bugünün tartışmaları Dünya Güneş Günü her yıl 3 Mayıs’ta kutlanır. Bu tarih, 1978’de ABD’de ilan edilen “Sun Day” girişiminin mirasını taşır; 1994’ten itibaren ise Avrupa’daki Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu (International Solar Energy Society, ISES) öncülüğünde küresel bir farkındalık gününe dönüşmüştür. Böylece 3 Mayıs, güneşin yaşam döngümüz ve enerji geleceğimizdeki yerini görünür kılan bir takvim durağı haline gelmiştir. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Tarihsel arka plan: 1978’den 3 Mayıs geleneğine 1970’lerin petrol krizleri, enerji güvenliği ve alternatif kaynaklara ilgiyi artırdı. 1978’de bir “Sun Day” ilanı, güneş enerjisinin potansiyelini kamusal gündeme taşıdı; sonraki yıllarda sivil toplum, belediyeler ve…
10 YorumKaos Tanrısı Kimdir? Geleceğin Mitolojisinde Belirsizliğin Efendisine Dair Bir Yolculuk Bazı sorular vardır ki, yanıtını bulmak için geçmişe bakmamız yetmez; geleceğe dair hayal gücümüzü de devreye sokmamız gerekir. “Kaos tanrısı kimdir?” sorusu da tam olarak böyle bir mesele… Sadece eski mitolojilerin tozlu sayfalarında değil, modern dünyanın düzen arayışında ve geleceğin olası senaryolarında da yankılanan bir kavram. Bu yazıda birlikte beyin fırtınası yapalım: Kaosun efendisi kimdir, neyi temsil eder ve gelecekte bizi nereye götürebilir? Mitolojide Kaosun Kökeni: Düzenin Öncesindeki Güç Antik Yunan mitolojisine göre Kaos (Χάος), evrenin doğmasından önce var olan ilksel boşluktur. Bir tanrıdan çok, bir varoluş hâlidir; düzenin zıttı…
8 YorumŞubat Ayının 29 Gün Olduğu Yıllara Verilen İsim Nedir? Edebiyatın Zamanla Dansı Kelimenin gücü, zamanın akışını bile değiştirebilir. Edebiyat, sadece duyguların değil, zamanın da yeniden yazıldığı bir evrendir. Kalemin ucunda geçen saniyeler bazen ömür kadar uzar, bazen bir virgül kadar kısa sürer. Şubat ayının 29 gün olduğu yıllara verilen isim, yani artık yıl, işte bu edebi zamanın içinde ayrı bir yankı taşır. Çünkü artık yıl, takvimin değil, insanın zamanla kurduğu o tuhaf, şiirsel ilişkinin bir yansımasıdır. Zamanın doğrusal olmadığını hisseden bir edebiyatçı için artık yıl, romanın kayıp sayfası gibidir: her dört yılda bir açılan, sonra kapanan bir gizli bölüm. Bu…
14 YorumBir Filozofun Gözünden Yusufçuk Kuşu Hikayesi: Varlığın Işıltısı Üzerine Bir filozofun görevi, görünenin ötesini aramaktır. Gerçeklik, yalnızca gözle görülenin değil; anlamın, sezginin ve deneyimin birleşimidir. Yusufçuk kuşu, tam da bu birleşimin sembolüdür — ışığın su üzerindeki kırılması kadar zarif, ama bir o kadar da derin bir metafor. Yusufçuk kuşu hikayesi yalnızca bir doğa anlatısı değil; varlık, bilgi ve ahlak üzerine düşünmemizi sağlayan felsefi bir aynadır. Peki, bu küçük ve renkli varlık bize ne anlatır? Belki de, yaşamın kırılgan güzelliğini ve bilgelikle hareket etmenin gerekliliğini… Yusufçuk Kuşunun Hikayesi Nedir? Efsanelere göre Yusufçuk kuşu, bir zamanlar suyun altında yaşayan bir canlıdır. Zamanı…
6 YorumSS Güçleri Nedir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, insanlık tarihinin her döneminde büyük bir etkileyiciliğe sahip olmuştur. Anlatıların dönüştürücü gücü, kelimelerin sıradan anlamlarını aşarak insanın duygusal ve zihinsel dünyasına dokunabilme kapasitesine dayanır. Edebiyat, bu gücü en derin şekilde işleyen alanlardan biridir. Bir hikaye, bir karakter ya da bir diyalog, insan ruhunda derin izler bırakabilir. Bu yazı, kelimelerin gücünü anlamaya çalışarak, “SS güçleri” konusunu, edebi bir bakış açısıyla irdelemeyi hedeflemektedir. Savaşın, korkunun ve baskının sembolü olan SS güçlerinin edebiyat dünyasındaki yeri, sadece tarihsel bir olayın ötesinde, insanlık durumunun anlamını sorgulayan bir tema olarak karşımıza çıkar. SS Güçlerinin Tarihsel Arka Planı…
10 Yorum